İki farklı iç içe öcü: BOP ve Kürt Sorunu/Çözüm Süreci…

➡️ Erdoğan farklı tarihlerdeki açıklamalarında : “BOP Eşbaşkanıyım. Diyarbakır, BOP’ta bir yıldız olabilir”…

“Benim Kürt Kardeşim Kimin Cellat Olduğunu Bilir”…

“Dersim katliamıyla ilgili: 1936, 1937, 1938 ve 1939’da, toplam 13 bin 806 kişinin öldürüldüğü bu belgede ifade ediliyor. Devlet adına özür dilemek gerekiyorsa böyle bir literatür varsa, ben özür dilerim, diliyorum.”…

” ‘Türkiyeliyim’ demekten de rahatsız değilim. Hiç rahatsız değilim. Ben bu vatanın, milletin evladıyım ve Türkiyeliyim, bundan da rahatsız değilim.(TBMM’de. <Erdoğan o şiiri Meclis’te okudu, 12.07.2011>)”.

➡️ Amerika’nın istediği petroldür. Türkiye’nin projede Ortadoğu’ya ağabeylik yapması isteniyor. Bu proje kesinlikle Türkiye’nin lehinedir. Bu proje için bana da geldiler nasıl olabilir diye. Ben de rapor verdim… Yurtta sulh, cihanda sulh yok. Ben de varım dünyaya karşı. Davam var, fikrim var. Ecdadımın kanı dökülmüş olan her yeri dava ediyorum. Güçlendikçe davamı büyüteceğim: Tuna nehrine kadar benimdir… Hilafet de gelecek bu millet yeniden eski izzetine kavuşacak… Tayyip Bey’in sesinde, hareketlerinde Osmanlı’nın ayak seslerini duyuyorum… İslam gelecek, anarşi bitecek. Türk’ü, Kürt’ü kardeş yapacak yegane çare İslam’dır… Türkiye, Osmanlı’dan da büyük olacak. Hadis-i Şerif’e göre Batı Roma da fethedilecek.” – Kadir Mısıroğlu

➡️”Bugün dünya, bütün bu gördüğünüz medeniyet dedikleri keşiflerin kıvrantısını temsil eden devlerle, o devlerin hâlâ yüzlerce sene arkasından gitmeye çalışan, çırpınan cücelerden ibaret bir âlem… Devler kıvranıyor, cüceler çırpınıyor! Ve tarihin en büyük iman devini temsil eden Türk, bugün cüceler dünyasının en mustarip cücesi hâlinde kendisini toparlamaya çalışıyor. Kendi kendimizi, böylece pençemizi bağrımıza atarak ve ciğerimizi kanatarak görelim; aynanın karşısına geçmeyi bilelim.” – Necip Fazıl Kısakürek, Dünya bir inkılap bekliyor

➡️”Adam kalkıyor, ‘Efendim! Avrupa bizi, Avrupa Topluluğu’na layık gördü.’ diyor. Bu söz ve yaklaşımlar, bütün ecdadımızın kemiklerini sızlatan ifadelerdir. Ne demek bu! Kimmiş Avrupa? Nereye gir­memize layık görüyormuş! Biz tarihin en şerefli mille­tiyiz. Biz Avrupa’yı bir şeye layık görürüz veya görme­yiz… Okullarda çocukları ‘Ne Mutlu Türk’üm Diyene’ diye bağırtıyorlar. Bu yanlış. Türk böyle derse Kürd’ün de ‘Ne Mutlu Kürd’üm Diyene’ deme hakkı doğar.” – Prof. Dr. Necmettin Erbakan (merhum Erbakan’ın tarihin en şerefli milletiyiz diyerek işaret ettiği döneme Chp tek parti diktatörlüğü dönemi dahil olmasa gerek.)

➡️”Kürtler kimliklerine koşuyorlar, Türkler kimliklerinden kaçıyorlar, kimliksiz emperyalist, … ekspansiyonist rolünü istiyorlar.” – Yalçın Küçük, Emperyalist Türkiye(Temmuz 1992)

➡️”Türkiye’nin “pro-İslamic” lideri Erdoğan laik, demokratik ve batı yanlısı ülkesini bir bölgesel güç haline getirdi.” – TIME, Erdogan’s Way, 2011

1-) Dünya gündeminin hareketli olduğu ve yer yer tekrara da düştüğü günlerde(2023-25) belki de özellikle BOP konusundaki uzmanlığı sebebiyle CHP Genel Başkan Yardımcısı olan Prof. Dr. İlhan Uzgel, Büyük Ortadoğu Projesi’nin piyasada gezen “bölünmüş Türkiye” haritasının safsatadan ibaret olduğunu çok önceleri 2017’de muhalif dijital medyada yayımlamıştı. Katıldığı Youtube ve TV yayınlarında da bu projeyi tabiri caizse övmüştür. Projenin Ortadoğu’da radikalliği azaltıcı ve küresel barışı, ekonomiyi destekleyici bir proje olduğunu işaret etmiştir. Aynı minvaldeki yorumlar(ABD’nin bölgesel ve dahi küresel hegemonyasını koruma hedefi dahilinde küresel ticaret rotalarını ve özelde petrolü/enerjiyi kontrol etme gayesi) Prof. Dr. Mahir Kaynak tarafından da röportaj kitapta belirtilmiştir.

2-) Proje şüphesiz kapitalist ve yeni kapitalist tek dünya devletine gidişte yolu açan projelerden biri. Uzgel’in haklı yorumunca özellikle 2013-14 döneminde Türkiye’nin Batı ekseninden uzaklaşması, -projede istenilenin aksine- Ortadoğu’da radikalliğin ve savaş/çatışma bölgelerinin artması sonrası ortaya çıkan DAEŞ sebebiyle esasında BOP askıda kalıp unutulmuş ve belki de iflas etmiş bir projeydi.

3-) Uzgel’in birkaç isabetli analizinden ve bölge ile dünya gündeminden de izleri takip ettiğimizde Türkiye’de 2002-13 arası görülen demokratikleşme ve küreselleşme dalgasına paralel olarak astronomik bir sermaye girişi sağlanmış[Prof Dr. Mahfi Eğilmez Teke Tek programında: 19 yılda 200 milyar dolar yabancı sermaye girişi; “dolar kuru çok uzun süre 1.06-1.50 aralığındaydı”], AB ile uyum yasaları ve müzakereler hızlanmış, Kürt ve Müslüman vatandaşlar haklarına kavuşmuş ve süreçler hızlanmış, askeri vesayet konusunda ciddi adımlar atılmış, Türkiye’nin Ortadoğu’da ve dünyada daha önce hiç olmayan pozitif yumuşak gücü oluşmuş: Türk dizileri ABD dizilerinden hemen sonra gelir olmuş, kamu diplomasisi ve insani yardımlarla Türkiye mazlumların gönüllerine girmiş ve yabancı basında[TIME: Erdogan’s Way, Stratfor-George Friedman ve diğer] ciddi şekilde yükselen Türkiye övgüleri BOP çerçevesinde görülmüştür.

4-) Projenin yürürlükte olduğundan kesinlikle emin olduğumuz dönemdeki yansımalara gelirsek Arap baharı olarak lanse edilen hadiseler projenin yansımasıdır. Örneğin kendi halkları tarafından lanet edilen ve şehir efsanesinin aksine bugün de vatandaşları tarafından sevilmeyen Saddam, Kaddafi, Mübarek’in devrilmesi gibi hadiseler bu projenin yansımasıdır[Örneğin: “Tüm dünyanın TV’lerde naklen izlediği Saddam Hüseyin’in idamı Irak’ta öldürülen binlerce masumun acısını dindirmediği gibi, eli kanlı diktatörün ölümü sonrası da Irak’ta barış ve sükûn tam anlamıyla sağlanabilmiş değildi, Mehmed Mazlum Çelik”]. Mursi’nin iktidara gelişi projenin, iktidardan anti-demokratik darbeyle indirilişi proje bitişinin işaretlerindendir. Nitekim günümüzde[2025] Sisi idaresi Çin ile de yakınlaşmaktadır. “Mübarek sonrası yeni Mısır’ın da laik bir anayasaya sahip olmasını” tavsiye eden[2011] Erdoğan şüphesiz bu açıklamaları BOP bağlamında bölge ve Mısır halkı menfaati için yapmıştı. 61. Hükümetin Başbakanı Erdoğan Eylül 2012’de, “CHP yarın Şam’a gidecek yüz bulamayacak göreceksiniz ama inşallah biz en kısa zamanda Şam’a gidecek, oradaki kardeşlerimizle muhabbetle kucaklaşacağız. O gün de yakın. İnşallah Selahaddin Eyyubi’nin kabri başında Fatiha okuyacak, Emevi Camisi’nde namazımızı da kılacağız. Bilali Habeşi’nin, İbn-i Arabi’nin türbesinde, Süleymaniye Külliyesi’nde, Hicaz Demiryolu İstasyonu’nda kardeşliğimiz için özgürce dua edeceğiz.” demişti. Bu sözlerle Erdoğan’ın maksadı Suriye’yi bölmeyi, parçalamayı, Türkiye topraklarına dahil etmeyi kastetmek değildi. Bölge halklarının özgürce, müreffeh şekilde yaşamalarının sağlanması yönünde BOP politikaları doğrultusunda bir sözdü.

5-) Batı ile uzaklaşma[2013-23] ve yaşanan aleni söz düellosu, istihbari operasyonlar ve vekalet savaşları yoluyla çarpışmalar sonrası Türkiye’nin varoluş tarihinin en kritik dönemlerinden birinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 29 Temmuz 2016’da “Ortadoğu’da oynanan oyunları bozacağız” açıklaması Batı’ya entegre olma yönündeki BOP ve türevi projeler hakkında Türk devletinin yeni mevzisinin duyurusudur: “Sadece Fetullahçı Terör Örgütüyle değil diğer terör örgütleriyle ve onların arkalarındaki güçlerle olan mücadelemizi daha güçlü, daha etkin şekilde sürdüreceğiz. Ülkemizde oynanmak istenen oyunu bir kez daha bozduk. Bundan sonra inşallah Suriye’de oynanan oyunu da bozacağız, Irak’ta oynanan oyunu da bozacağız, Libya’da oynanan oyunu da bozacağız. Ortadoğu’da, Kuzey Afrika’da, dünyanın her yerinde, mazlumların ve mağdurların acısı, gözyaşı, kaybetmesi pahasına oynanan oyunları bozacağız. Kardeşlerim, bunların hiçbiri ülkemizde yaşananlardan bağımsız değildir. Hepsi aynı senaryonun farklı sahnelerinden ibarettir… Elleri bizim için semaya kalkıyordu. Aman ya Rabb o ne güzellik. Bu millet, dünyada farklı yere oturdu. Her yerden size selamlar var, dualar var. Bu insanlar, Türkiye’deki mücadelenin 79 milyonla birlikte kendi istiklal ve istikbal mücadeleleri olduğunu biliyordu. Ülkemize husumet besleyenler, teröristlerini üzerimize salanlar, kendilerini dev aynasında görebilirler ama bu milletin arkasında çok daha büyük bir güç, çok daha büyük bir destek var. O da mazlumların duasıdır.”

6-) Öte yandan ABD politikalarında özellikle DAEŞ’in ortaya çıkmasından sonraki (2014-…) süreçte Kürt devleti kurulması yönünde kararlar ve pratikler[örgüte binlerce tır yardım, DAEŞ’e karşı yardım bahanesiyle örgüte verilen destek,…] görüldüğü de doğrudur. Türkiye, kendisine karşı oluşan tehditleri yurtiçi-yurtdışı harekatlarla(yurtiçinde çözüm sürecinin 2015’de bitişiyle çoktan başlattığı, 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sadece 1 ay sonra yurtdışında 24 Ağustos 2016’dan itibaren devam ettirdiği harekatlarla) bertaraf etmesini bilmiştir.

7-) Proje Türkiye’nin, Ortadoğu halklarının, ümmetin lehine midir? Kültürel yönden tabii ki değil ancak ekonomik, teknolojik, idari yönlerden faydaları alınmalıydı veya halen geç kalmadan alınmalıdır. ABD ile 2023 sonrası yeni dönemde kadrolar eski BOP paralelinde gelişmiş, ABD ile -ve doğal olarak global sermayeyle- sıcak ilişkiler geliştirilmiş, “Önce Terörsüz Türkiye, Sonra Terörsüz Bölge” ifadesiyle “Çözüm Süreci 2.0” yahud “BOP 2.0” devreye alınmıştır. Türkiye’nin bölgede tekrar rol üstlenmesi yönünde kararlar alındığı Trump’ın Başkan Erdoğan’ı “Ortadoğu’nun en güçlü adamı” olarak nitelendirmesinden de anlaşılabilir. Anlaşılan o ki Ortadoğu üzerine proje-ler değişikliklerle devam etmektedir. Türkiye ve ümmet, akıllıca stratejiler oluşturup ortak menfaatlerini tesis etmelidirler. Aleyhe durumlar kabul edilmemeli, sermaye eğer bölgeye menfaat sağlayacaksa kabul edilmelidir.

😎 2024 seçimlerinden sonra kayyum ve sokak hadiseleri sonrası tablo da Türk devlet aklını yeni bir çözüm arayışına sevketmiştir. Bu ortamda Osmanlı İmparatorluğunun yeniden doğması konusunda korkusunu dile getiren[israil terör örgütünün başbakan elebaşı: Osmanlı İmparatorluğu’nun yakın zamanda geri döneceğini düşünmüyorum, dönmeyecek.”] ve büyük israil projesini alenen dile getiren[“netanyahu’dan ‘büyük israil’ açıklaması: Tarihi ve ruhani bir görevdeyim”] ve de “bölgenin haritasını değiştireceğiz” küstahlığıyla dünyayı tehdit ederek BM askerlerini, aktivistleri, gazetecileri dahi öldürebilen terörist israile karşı hamle olan çözüm sürecini haklı olarak Türk devlet aklı devreye almıştır. “Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yaptığı açıklamada, Türkiye’nin bir zamanlar Libya ve Dağlık Karabağ’da yapmış olduğu gibi Filistinliler’e yardım etmek için İsrail’e girebileceğini söylemiştir”. Pratiğe yansımasa da Hamas-israil arası antlaşmada Türk devleti garantör olarak askeri varlığını kabul ettirebilmiştir. İç cephede israil aşığı sözde kafatasçı şizofrenlerle de Türkiye’nin uğraştığını hatırlatmak gerekir. Bunlara rağmen bu ülke halen mazlumun duasıdır ve inşAllah güçlükleri aşacaktır…

Posted in

Yorum bırakın