1 – ) Günümüzde günahın her türlüsüne dair hangi teknolojik veya fiziki oluşum, mecra varsa ve nesilleri ifsad etmeye dair hangi sözde ideoloji-fikir varsa ve de hangi israil destekçisi küresel marka varsa tamamına yakınının ilk kuruluşunun ve kontrolünün global sermayece ya da yahudilerce gerçekleştirildiğini görüyoruz(Global sermayenin yüzlerce senedir ve 2026 dünyasında antisemitik değil semitik olduğu tartışılmaz gerçektir.). Bu yaptığımıza antisemitizm diyerek işi sulandırmaya ve iddiamızı yalanladığını zannetmeye çalışanlar da vardır. Somut gerçek olunca ne deseler boş kalıyor. Aynı topluluk kendi dini inanışlarına ya da seküler de olsa çoğalmaları ve güç sahibi olmaları yönünde faydalarına olan mantıklı usul-esaslara uygun hayatı kendi toplumlarına ve kendi çocuklarına yaşatırlarken kendileri haricindeki dünya toplumlarına çıplaklık-teşhircilik-pornografi, lüks-aşırı tüketim, feminizm, iklim değişikliği, kürtaj, nüfus artışlarına etki edecek derecede evlen-meme propagandası, lgbt, materyalizm-ateizm, … gibi meseleleri özellikle sosyal medyadan bunlara yönelik eleştirileri nefret suçu saydıkları da bir ortamda adeta 7-24 dayatıyorlar. Sermayenin egemen olduğu günümüz Birleşmiş Milletler ve kurumları aracılığıyla hükümetlere de adeta tek bir karar alma mekanizmasından yönlendirilen birleşik dünya devleti yolunda bu meselelerdeki ajandalarını kanun çıkarmaları yönünde dayatıyorlar. İfadelerimizi abartılı bulanlar olacaktır ancak dünyanın içinde bulunduğu hal, her geçen gün bizleri doğrulamaktadır ve üstelik söylediklerimiz komplo teorisi değil somut gerçeklerdir. Örneğin epstein adası mevzusunda ortaya çıkan “ayıklanmış” e-mail’lerde dünya siyasetine etki etmek için sermaye sahiplerinin ve de sermaye sahiplerinin güdümündeki epstein gibi tiplerin neler yapmış oldukları ortaya çıkmıştır. Küresel sermayece görevlendirilen ve kendilerine ‘çakal’ denildiğini belirten John Perkins’in itirafları ve paralelindeki amerikan politikaları da ortadadır. Küresel şirketlerin-şirketokrasinin hükümetler nezdinde karar almada etkin rol oynadıkları zaten tartışılmaz bir gerçektir. Yıllar önce Aaron Russo’nun Nicholas Rockefeller ile alakalı anlattıkları belki o gün(2007 dönemlerinde) komplo teorisi sayılabilirdi ancak Russo’nun daha “sonraki hedefleri bunlar” diyerek aktardıkları bugün 2026 dünyasında gerçekleşmiş-gerçekleşmesine ramak kalmış meselelerdir: Venezuela, İran, Irak, Hazar Denizi petrolleri, insanlığa çip takılarak kontrol edilmesi(Neuralink) mevzularındaki yorumları neredeyse birebir gerçekleşmiştir. Küresel tuzağı aktaran bir başka isim Roger Morneau, özellikle Adventist çevrelerde tanınan ve 1982 yılında yayınlanan “A Trip into the Supernatural” (Doğaüstü Bir Yolculuk) adlı kitabıyla ünlenen bir figürdür. Morneau, gençliğinde dahil olduğu bir “şeytana tapma” (spiritism) tarikatından nasıl kurtulduğunu ve bu tarikatın içerisindeyken “yüksek düzeyli” ruhlarla yaptığı görüşmeleri anlatır. Hristiyan kültürüne karşı yapılanları da aktarmaktadır.

Neuralink, Elon Musk tarafından kurulan ve Nöroteknoloji ile Yapay Zekayı doğrudan insan beynine entegre etmeyi hedefleyen bir beyin-bilgisayar arayüzü (BCI) şirketidir. Geliştirdikleri teknoloji, “Link” adı verilen bozuk para büyüklüğünde bir çipin kafatasına yerleştirilmesine dayanır. (Küresel pandemi ile, hastalık tedavisi bahanesi ile bu kadarını da yapamazlar denilen ne varsa cüret ediyorlar ve şaşılacak iş: insanlık gönüllü oluyor.)

her sayfası uyandırıcı müthiş kitap
Aaron Russo’nun “Rockefeller ailesi mensubu Nicholas Rockefeller’den bizzat duydum.” diyerek ölümünden kısa süre önce 2007 senesinde anlattıkları
Kaynak: Vatikan müzesi
transhümanizm dedikleri bu olmasın: şeytanın insanlığa ve dine karşı savaşı
insanlığın geleceğiymiş. insan isterse kendini aşabilirmiş. HANİ FİZİK KANUNLARI VARDI.
insanın sınırları zorlayıp haddi aşma çabası… bakalım nasıl sonuçlanacak.
cia’nın iklime müdahale yönünde çalışmaları yakın zamanda açıklanan belgelerde kabul edildi
Pek çok kurum ve kuruluşun, kritik olayın planlayıcısı olan ve dünya siyasetine yön veren Think tank’lerin başında gelen CFR’nin patronu David Rockefeller 6. kalp naklinde. Zengin olunca belki insan kendini aşabiliyor hakikaten.
soy önemli değil. İnsanlık önemli.
kendi dini değerleri yerine Hristiyanlarla alay ediyorlar-ettiriyorlar
feminismin kurucularının tamamı olmasa da çoğunluğu(yüzde 70) yahudi kökenli
geleneği öldüren insanı sözde kutsallaştıran batının geldiği hal: erkekler hamile
papalarına-kültürlerine hakaret eden sözde hristiyan özünde ateist materyalist batı sözde medeniyeti
kendi çocuğu varken nüfus azalması övüyor. kendisi sanki işe gidiyor, istihdam sorunu yaşıyor da yapay zekanın insanların elinden işleri almasını umursuyor.
bu gibi platformların sahiplerinin tamamına yakını yine aynı gruptan
“batıda trump’a macron’a küfredebilirsin ama israil’i sorgulayamazsın. kimi eleştiremiyorsanız gerçek efendiniz odur.”
batının kültürel sonu
26 Ocak 2018 Davos WEF, Cüneyd Zapsu: ayrışmış bir dünya sloganıyla başladı. trump’ın da gelmesi ve kapanış oturumunu yapması bekleniyor… “Ayrışmış dünya deniyor ama çok daha farklı şeyler de gündemde var. çok değişik bir mevzuya değinmek istiyorum beğenenler için. g7 burada. kanada başbakanı tek başına elinde çantasıyla yürüyor. ürdün kraliçesi yürüyor. world economic forum siyasi bir sirk değil sadece. kök hücre olayı 15 sene önceden konuşuluyordu. akıllı telefonlardan 90larda bill gates bahsetmişti daha normal telefonlar çıkmamışken. wef biraz farklı.  beni rahatsız eden bi konu aslında prof. harari. bazı notlar aldım. çok değil 15-20 sene sonra insanların bambaşka bir cins haline gelme hali var. insanların bağımsız olarak yaşayamayacakları kanaati çıktı ortaya sadece memleketleri değil bağımsız düşüncelerini kaybetmiş insanlığı küçük bir elit grup idare edecek. taş devrinden sonra homosapiens yaşayabildi. aristokratlar-avamlar imparatorluklar sonra ilk sanayi devrimi makineler kapitalistler, proleterler. makinelerin sahibi insanları idare etmiş. şimdi ise yeni devrimde – yeni çağda çok çabuk ilerliyor. bunların datanın sahibi küçük çok çok küçük elit grup olma tehlikesi var. diğerleri de idare edilenler. harari enteresan biridir bilenler bilir homo sapiens yazarı. biz korkuyoruz telefonumuz hacklendi diye lakin verilerimiz hacklenmekle kalmıyor beynimiz hacklenmeye başlandı: beyin dalgaları biyometrik sensörlerle ölçülmeye başlandı. bunlar elektrik akımına çevrilerek veriler analiz edilmeye başlandı. birini gördüğünüz an ne düşüneceğiniz, nasıl hareket edeceğiniz anlaşılmaya başlandı. telefonu ben kullanmayacağım diyorsun ama yanındaki kullanıyor. veriler ışık hızıyla gidip istediğiniz kadar kopyalanabiliyor… 4 milyar senede tabii kanunlarla gelişmişiz. şimdiden sonra tabii olmayacak. biyoteknolojinin sahipleri bizi “yönlendirecekler”. harari kudüste hebrew üniversitesinde görevli. burada diyor ki israil batı şeriada her canlıyı 24 saat 365 gün kontrole aldı. bunu görüp kontrol-regülasyon haline getiren bir tek çin var. batı hala insan hakları zırvalarında. şirketlere denetim yok. regüle edilmesi lazım. şu anda yaşadığımız jenerasyon son bağımsız düşünen jenerasyon. bizim çocuklarımız bağımsız olmayacak. onları yeni gelen insan çağına hazırlamamız lazım, dini telkinler vermemiz lazım.”
19 Ekim 2023 İstanbul Üniversitesi – Cüned Zapsu: “Dünyadaki üst aklın kendileri küçük olup ama çok büyük güce sahip insanımsıları kullandığını görüyorum ve bunu fark edip de durduramamanın çaresizliğini yaşıyorum… devlet adamlarının yaptıklarının bilinçli yapıldığını sanırdım çoğunun üst akıl olmadığını aksine üst akıl tarafından idare edildiğini gördüm… hepinizin bildiği gibi tartışılır ancak bana göre abd, çine karşı ekonomik savaşı kaybetti. bundan sonra da savaşı normal sürede kazanma ihtimalleri kalmadı. çünkü saysanız 10-20 harika üniversiteleri var ama onun dışında eğitim sistemi dolayısıyla arge’leri yok. 100 bin beyin ithal ediyorlar ama çinde her sene 600 bin IT’ci çıkıyor. kısa bir müddet tek üstünlükleri kaldı. ya onu kullanacaklar yani sıcak savaş ki insan nüfusu fazla zaten. ya da kağıt ve mürekkebi dışında hiçbir değeri kalmayan paralarıyla birlikte hegemonyayı teslim edip çekilecekler. bir uzakdoğu savaşından önce ortadoğudan çekilmeleri gerekir ama biraz ilgisi olan duymuştur 5-6 senedir çekiliyorlar. ukrayna savaşında daha çok avrupalıların kucağına bıraktılar finansmanı yönetimi. rusyanın fokusu dağıldı ve zayıfladı. üst akıl çinle savaşacaksın dediyse uygun gitti. şimdi noldu hamasın insanlık dışı saldırısı (!) oldu onu da tarih aydınlatacaktır. israil tarihten ders almadan 11 eylül sonrası abd gibi yanlışları yapmaya başladı. afganistanı işgal ettiler, 20 sene sonra utanç verici şekilde çıkmaya mecbur kaldılar. ırakta da aynı şey oldu. verdiğinden fazla alamadı 1-2 şirket hariç hatta toplumun büyük kısmı irana yöneldi. israil hükümeti kendine vietnam yarattı. abd uçak gemisi ve savaş gemilerini yolladı diyelim. hani çindi tekrardan ortadoğuya mı geliyor? tüm bu trajedinin tek fayda göreni çindir ve çok da akıllıca devam ediyorlar. üst akıl ve abdyi idare eden insanımsılar hala paralel mi hareket ediyor yoksa abdyi idare edenler delirdi mi?… karşındakilere hayvan diyorsun değil ama sen nasıl insansın ki hayvana böyle davranıyorsun?… Türkiye olarak çekinecek hiçbir şeyimiz yok. Yeter ki serbest ruh kalalım hiçbir önyargının esiri kalmayalım. Başkalarının değil kendi kurrduğumuz sistemin insanı kalalım. Kendi Türkiye sistemimizin. dört nala gelen yeni dünya düzeninde söz sahibi olabilmemiz için çekişmeleri bırakmamız lazım.”

2 – ) Abd, 750 milyar dolarlık suud sermayesinin ülkeden çıkışına ülkelerinin ekonomisine sert darbe vuracağından sebep izin vermemişti. Düşünebiliyor muyuz ki suud sermayesinden daha güçlü konumda olan amerikan sermayesinin isteklerine abd hükümetleri boyun eğmesin de amerikan sermayesi hükümetlerini alaşağı etsin ya da tehdit olarak çin’e kaysın. Trump döneminde Cumhuriyetçilerin daha milliyetçi-sağ ekolden olmaları sebebiyle sermaye ile söz düelloları olduğu vakidir ancak Trump seçilmezden evvel böyledir(ihtimal seçmeninin desteği için bu retoriği benimsemiştir). Göreve gelişiyle Demokratlardan ayrı bir politika güdememiş belki de sermayenin isteklerine epstein mevzusu ve Cumhuriyetçilerde bulunan radikallik sebebiyle daha çok boyun eğmiştir ki israilin onlarca senedir amerikan başkanlarını ikna etmeye çalıştığı İran harekatını yapmıştır.

Çin’in özellikle 1998’den itibaren Japonya yerine ivmelenen yükselişi yine tabii sermaye sayesindedir ve kontrolündedir. Amerikan-dolar’ın sözde düşmanı Çin’e ticaret karşılığı ve ülkesinde yatırım yoluyla dolar verilmese Çin doları nereden bulacaktır? İhtimal Japonya’yı Abd yerine düşünüyorlardı ki Çin, daha sonra ucuz işgücü ve Amerikan karşıtı konumlanabilecek ideolojisiyle ön plana çıkabilmiştir. Akıllı telefon, elektrikli araç sektörlerinde, ar-ge üretimlerinde, kuantum bilgisayar teknolojisinde Çin, Abd ile gayet yarışabilir haldedir. Geriye kullanıcı verileri ve genel istihbarat, askeri ve savunma sanayi teknolojileri gibi alanlar kalmaktadır. Dünya ticaretinde Çin başroldedir. Bilimsel anlamda da Çin ar-ge üretiminden anlaşılabilecek şekilde Abd ile yarışır halden öne geçme eğilimindedir. Çin’in dünya tahtına oturtulmasına az kalmıştır ama sonrasında ne olacaktır? Biliyoruz ki nüfus artış hızı Çin’de de alarm vermektedir. Eski politikalarına dönerek nüfusu artırmaya çalışmaktadırlar.

korsan abd resmi ağızdan tescillenmiş oldu
korsan abd’den tehditler-aşağılamalar gören araplar, diğer pek çok devlet gibi para öder duruma geldiler.

3 – ) Planlarının uygulanabilirliği açısından daha az ve bol oranda budala nüfus isteyen, bütün dünyaya gelenekleri-kültürleri öldürmesi, homojenleşmesi, sözde hümanistleşip hürriyetperverleşmesi-hoşgörülü olması çağrısı-dayatması da yapan global sermayenin fikri karargahı Batı merkezli neo liberal yeni kültür-transhümanizm-woke, sol liberal sosyal demokrat akımlarının dayatmalarına direnen Kuzey Kore(solcuların savundukları hoşgörüyü barındırmayan direnişlerini onaylamasak da), Rusya, İran, -ekonomik olarak da- Çin gibi güç merkezleri vardır. İslam dünyası mevzulara daha uyanamamış, kendi içinde birliğini sağlayamamış, gücünün-potansiyelinin farkına varamamış bölük pörçük haldedir. Hürmüz Boğazı’nın küresel etkisini Abd-israil epstein koalisyonunun İran’a saldırıları sonrası karşı İran hamlelerinde görebildik. Donanma, füze-roket hava envanterleri, kara ordusu, doğal gaz, petrol, madenler, coğrafya, nüfus, ekonomi açılarından İslam dünyası israile karşı tartışmasız avantajlıdır. Geriye teknoloji ve hava envanterinde savaş uçakları kalıyor. O kısım da birlik olunarak yahud satın alma yoluyla kısa sürelerde tedarik edilebilecekken İran’a saldırılarda kimi sözde İslam devletleri(körfez) doğrudan-dolaylı yer alabiliyor(abdye üs kullandırıyor), ellerini ovuşturabiliyor sevinebiliyorlar. Amerika’dan ve Ab’den gelecek siyasi ekonomik baskı, global sermaye, NATO ve BM gibi çoktan miadını doldurmuş uluslararası kurum-kuruluşlar, devletler nezdinde mezhepçilik-kavmiyetçilik ulus devlet putu gibi korkular-sözde sebepler yüzünden İslam dünyası birlik olamamakta ve her sene “acaba sıra hangimizde?” diyerek kurbanlık koyun gibi sırasını beklemektedir. Türkiye’nin yeteri güce ulaştığı anda muhtemel dünya savaşında NATO yerine İslam ve doğu dünyasıyla beraber hareket edeceğine inancımız tamdır. NATO bünyesinde halen bulunuyor oluşu veto hakkı düşünüldüğünde belki de ciddi bir silah olabilecektir. İslam milletleri-toplumu(Ümmet) ve İslam devletleri(Halifelik) inşallah vahdete ermelidir: yeni ve küresel bir güç olarak sahneye çıkabilmelidir. O zaman göreceğiz ki esas güç biziz: zalim kafir, zulmetmeyi ve insanlığı ifsad etmeyi aklından bile geçiremeyecek.

israil-abd(epstein koalisyonu) katliamlarında 100 bine yakın can şehit oldu. BUNLAR OLURKEN TÜRKİYE’Yİ VE DÜNYAYI SOKAK KÖPEKLERİ, LGBT, FEMİNİZM, DİZİ-FİLM-PORNOGRAFİ-SOSYAL MEDYA-MAGAZİN-DEDİKODU-KAVGA, MİLLİYETÇİLİK, EKONOMİK KRİZ, MEZHEPSEL AYRIŞMA,… GİBİ SAÇMALIKLARLA OYALADILAR.
Müslüman için bilinçli olmak ve cihad türlerinden(4:ilim, mal-para, savaş-zalimlere karşı aktivizm-bilinç, nefs) birini takva şuuruyla yaşamak gerekli.
Şeyh İmran Hüseyin, kağıt parayı da ekonomik olarak hile sayıyor ve bunun da dijitalleşeceğini öncesinde tahmin etmiş. Esas ekonomik kıstas altın gibi esas kıymetler olmalı diyor.
2- 216(Bakara)
Şeyh İmran Hüseyin, İran devletinden ziyade İran toplumunun Türkiye’ye NATO’dan ayrılması yönünde söylemlerde bulunması gerektiğini işaret ediyor. (Tahminimizce ve inşallah Türkiye, zaten kriz anında çökmekte olan batı-nato cephesinden aykırı hareket edecektir.)
Şeyh İmran Hüseyin’in haklı çıkan 2013teki tahminince Suriye devrimini Türkiye’ye yıktılar. Bunda Şeyh’in tezinden yola çıkarsak İslam devletleri ile Ortodoks Rumlar(Rusya, Yunanistan) arasında ayrılık yaratma planları etkili oldu.
perde arkasındaki mertçe kavgamız. inşallah mazlumları korumak için fazlası yapılacaktır.
Cumhurbaşkanımız Erdoğan: terör devleti israil ecelin geldi, libyaya nasıl girdiysek israile de gireriz
israilli radikallerin Türkiye’ye yönelik hasmane tutumlarına Abd cephesinden daha itidalli açıklamalar görüyoruz. Umulur ki israilli köpekler ecellerini hazırlıyor olsunlar ve Abd bunu görüp geri plana çekilsin.
işin uzmanı: 10 sene azimle çalışmamız lazım. Türkiye’nin İslam dünyasına liderlik etmesi muhtemel, biri yapacaksa bu Türkiye olabilir-olmalıdır.
gerektiğinde zulme karşı kullanılmayan güç zalimin kılıcına dönüşür. cesaret ve ümmet bilinci gereklidir.
Afgan mücahidlerle savaşan ama trump için nobel isteyen Pakistan

Posted in

Yorum bırakın